Cennet ile ilgili ayetler



(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: “Bu daha önce de rızıklandığımızdır” derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi / 25)

De ki: “Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin Katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Ali İmran Suresi / 15)

Yüzleri ağaranlar ise, artık onlar Allah’ın rahmeti içindedirler, içinde de temelli kalacaklardır. (Ali İmran Suresi / 107)

İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) Yapıp-edenlere ne güzel bir karşılık (ecir var.) (Ali İmran Suresi / 136)

Ama Rablerinden korkup-sakınanlar; onlar için Allah Katında -bir şölen olarak- altlarından ırmaklar akan -içinde ebedi kalacakları- cennetler vardır. İyilik yapanlar için, Allah’ın Katında olanlar daha hayırlıdır. (Ali İmran Suresi / 198)

İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, ‘ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe’ sokacağız. (Nisa Suresi / 57)

İman edip salih amellerde bulunanlar, Biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah’ın gerçek olan va’didir. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır? (Nisa Suresi / 122)

Eğer, Kitap Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları ‘nimetlerle donatılmış’ cennetlere sokardık. (Maide Suresi / 65)

Böylelikle Allah, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır. (Maide Suresi / 85)

Allah dedi ki: “Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur.” (Maide Suresi / 119)

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabı (halkı)dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır. (Araf Suresi / 42)

Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız. Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: “Bizi buna ulaştıran Allah’a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler.” Onlara: “İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir” diye seslenilecek. (Araf Suresi / 43)

Cennet halkı, ateş halkına (şöyle) seslenecekler: “Bize Rabbimizin vadettiğini gerçek buldunuz mu?” Onlar da: “Evet” derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun.” (Araf Suresi / 44)

İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A’raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: “Selam size” derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) ‘şiddetle arzu edip umanlardır.’ (Araf Suresi / 46)

Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: “Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma” derler. (Araf Suresi / 47)

“Kendilerine Allah’ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız.” (Araf Suresi / 49)

Ateşin halkı cennet halkına seslenir: “Bize biraz sudan ya da Allah’ın size verdiği rızıktan aktarın.” Derler ki: “Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır.” (Araf Suresi / 50)

İşte gerçek mü’minler bunlardır. Rableri Katında onlar için dereceler, bağışlanma ve üstün bir rızık vardır. (Enfal Suresi / 4)

Rableri onlara Katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. (Tevbe Suresi / 21)

Onda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah, büyük mükafaat Katında olandır. (Tevbe Suresi / 22)

Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi / 72)

Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Tevbe Suresi / 89)

Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Tevbe Suresi / 100)

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar da, Rableri onları imanları dolayısıyla altından ırmaklar akan, nimetlerle donatılmış cennetlere yöneltip-iletir (hidayet eder). (Yunus Suresi / 9)

Oradaki duaları: “Allah’ım, Sen ne yücesin”dir ve oradaki dirlik temennileri: “Selam”dır; dualarının sonu da: “Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” (Yunus Suresi / 10)

İman edip salih amellerde bulunanlar ve ‘Rablerine kalbleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar’, işte bunlar da cennetin halkıdırlar. Onda süresiz kalacaklardır. (Hud Suresi / 23)

Mutlu olanlar da, artık onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. (Bu) kesintisi olmayan bir ihsandır. (Hud Suresi / 108)

Onlar, Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve soylarından ‘salih davranışlarda’ bulunanlar da (Adn cennetlerine girer). Melekler onlara her bir kapıdan girip (şöyle derler:) (Ra’d Suresi / 23)

“Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel.” (Ra’d Suresi / 24)

İman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Varılacak yerin güzel olanı (onlarındır). (Ra’d Suresi / 29)

Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir. (Ra’d Suresi / 35)

İman edip salih amellerde bulunanlar, Rablerinin izniyle altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere konulmuşlardır. Orada birbirlerine olan dirlik temennileri: “Selam”dır. (İbrahim Suresi / 23)

Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır. (Hicr Suresi / 45)

Oraya esenlikle ve güvenlikle girin. (Hicr Suresi / 46)
Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar. (Hicr Suresi / 47)

Orda onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve onlar ordan çıkarılacak değildirler. (Hicr Suresi / 48)
Adn cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, içinde onların her diledikleri şey vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir. (Nahl Suresi / 31)

Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: “Selam size” derler. “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Nahl Suresi / 32)

Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek. (Kehf Suresi / 31)

İman edip salih amellerde bulunanlar… Firdevs cennetleri onlar için bir ‘konaklama yeridir.’ (Kehf Suresi / 107)

Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler. (Kehf Suresi / 108)

Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar. (Meryem Suresi / 60)

Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O’nun va’di yerine gelecektir. (Meryem Suresi / 61)

Onda ‘boş bir söz’ işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır. (Meryem Suresi / 62)

O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız. (Meryem Suresi / 63)

“İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu, arınmış olanın karşılığıdır.” (Taha Suresi / 76)

Bunun üzerine dedik ki: “Ey Adem, bu gerçekten sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun.” (Taha Suresi / 117)

Böylece ikisi ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Adem, Rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp-kaldı. (Taha Suresi / 121)

Onun uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar. (Enbiya Suresi / 102)

Onları, o en büyük korku hüzne kaptırmaz ve: “İşte bu sizin gününüzdür, size va’dedilmişti” diye melekler onları karşılayacaklardır. (Enbiya Suresi / 103)

Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; ordaki elbiseleri ipek(ten)tir. (Hac Suresi / 23)

Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir. (Hac Suresi / 24)

İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır. (Mü’minun Suresi / 10)

Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e de varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır. (Mü’minun Suresi / 11)

Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne yücedir. (Furkan Suresi / 10)

De ki: “Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va’dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır.” (Furkan Suresi / 15)

“İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir.” (Furkan Suresi / 16)

O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir. (Furkan Suresi / 24)

İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar. (Furkan Suresi / 75)

Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir. (Furkan Suresi / 76)
(O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır. (Şuara Suresi / 90)

İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. (Ankebut Suresi / 58)

Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar ‘bir cennet bahçesinde’ ‘sevinç içinde ağırlanırlar’.
(Rum Suresi / 15)

Kim inkar ederse, artık onun inkarı kendi aleyhinedir; kim salih bir amelde bulunursa, artık onlar kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) döşeyip hazırlamaktadırlar. (Rum Suresi / 44)

(Ancak) Gerçekten iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle-donatılmış cennetler vardır. (Lokman Suresi / 8)

Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah’ın va’di haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lokman Suresi / 9)

İman eden ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır. (Secde Suresi / 19)

Adn cennetleri (onlarındır); oraya girerler, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler. Ve orada onların elbiseleri ipek(ten)dir. (Fatır Suresi / 33)

Derler ki: “Bizden hüznü giderip yok eden Allah’a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir.” (Fatır Suresi / 34)

“Ki O, bizi kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz.” (Fatır Suresi / 35)

Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, ‘sevinç ve mutluluk dolu’ bir meşguliyet içindedirler. (Yasin Suresi / 55)

Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. (Yasin Suresi / 56)

Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları her şey onlarındır. (Yasin Suresi / 57)

Çok esirgeyen Rabb’dan onlara bir de sözlü “Selam” (vardır). (Yasin Suresi / 58)

İşte onlar; onlar için bilinen bir rızık vardır. (Saffat Suresi / 41)

Çeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir. (Saffat Suresi / 42)

Nimetlerle donatılmış (naim) cennetlerde. (Saffat Suresi / 43)

Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar). (Saffat Suresi / 44)

Kaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde dolaşılır. (Saffat Suresi / 45)
Bembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki). (Saffat Suresi / 46)

Onda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir. (Saffat Suresi / 47)

Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır. (Saffat Suresi / 48)

Sanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz). (Saffat Suresi / 49)

Böyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar: (Saffat Suresi / 50)

Bir sözcü der ki: “Benim bir yakınım vardı.” (Saffat Suresi / 51)

“Derdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın?” (Saffat Suresi / 52)

“Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?” (Saffat Suresi / 53)

(Konuşan yanındakilere) Der ki: “Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?” (Saffat Suresi / 54)
Derken, bakıverdi, onu ‘çılgınca yanan ateşin’ tam ortasında gördü. (Saffat Suresi / 55)

Dedi ki: “Andolsun Allah’a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin.” (Saffat Suresi / 56)

“Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım. (Saffat Suresi / 57)

Şüphesiz, bu, asıl büyük ‘kurtuluş ve mutluluğun’ ta kendisidir. (Saffat Suresi / 60)

Böylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır. (Saffat Suresi / 61)

Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. (Sad Suresi / 50)

İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler. (Sad Suresi / 51)

Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. (Sad Suresi / 52)

İşte hesap günü size va’dedilen budur. (Sad Suresi / 53)

Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok. (Sad Suresi / 54)

Ancak Rablerinden korkup-sakınanlar ise; onlara yüksek köşkler vardır, onların üstünde de yüksek köşkler bina edilmiştir. Onların altında ırmaklar akmaktadır. (Bu,) Allah’ın va’didir. Allah, va’dinden dönmez. (Zümer Suresi / 20)

Rablerinden korkup-sakınanlar da, cennete bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki: “Selam üzerinizde olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin.” (Zümer Suresi / 73)

(Onlar da) Dediler ki: “Bize olan va’dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah’a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. (Zümer Suresi / 74)

“Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) va’dettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin.” (Mü’min Suresi / 8)

“Kim bir kötülük işlerse, kendi mislinden başkasıyla ceza görmez; kim de -erkek olsun, dişi olsun- bir mü’min olarak salih bir amelde bulunursa, işte onlar, içinde hesapsız olarak rızıklandırılmak üzere cennete girerler.” (Mü’min Suresi / 40)

Şüphesiz: “Bizim Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki:) “Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin.” (Fussilet Suresi / 30)

(O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri Katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur. (Şura Suresi / 22)

“Siz ve eşleriniz cennete girin; ‘sevinç içinde ağırlanacaksınız.” (Zuhruf Suresi / 70)

“Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız.” (Zuhruf Suresi / 71)

“İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur.” (Zuhruf Suresi / 72)

“Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz.” (Zuhruf Suresi / 73)

Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar. (Duhan Suresi / 51)

Cennetlerde ve pınarlarda, (Duhan Suresi / 52)

Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar). (Duhan Suresi / 53)

İşte böyle; ve biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir. (Duhan Suresi / 54)

Orda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar; (Duhan Suresi / 55)

Orda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur. (Duhan Suresi / 56)

Takva sahiplerine va’dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını ‘parça parça koparan’ kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu? (Muhammed Suresi / 15)

Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır. (Kaf Suresi / 31)

“Ona ‘esenlik ve barış (selam)la’ girin. Bu, ebedilik günüdür.” (Kaf Suresi / 34)

Orda diledikleri her şey onlarındır; Katımızda daha fazlası da var. (Kaf Suresi / 35)

Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar; (Zariyat Suresi / 15)

Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar olarak. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda (güzel davranışta) bulunanlardı. (Zariyat Suresi / 16)

Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler; (Tur Suresi / 17)

Rablerinin verdikleriyle ‘sevinçli ve mutludurlar’. Rableri, kendilerini ‘çılgınca yanan cehennemin’ azabından korumuştur. (Tur Suresi / 18)

“Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için.” (Tur Suresi / 19)

Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz. (Tur Suresi / 20)

Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik. (Tur Suresi / 22)

Orada bir kadeh kapışır-çekişirler ki, onda ne ‘boş ve saçma bir söz’, ne günaha sokma yoktur. (Tur Suresi / 23)

Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) ‘sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl.’ (Tur Suresi / 24)

Kimi kimine dönüp sorarlar; (Tur Suresi / 25)

Dediler ki: “Biz doğrusu daha önce, ailemiz (yakın akrabalarımız) içinde endişe edip-korkardık.” (Tur Suresi / 26)

“Şimdi Allah, bize lütufta bulundu ve ‘hücrelere kadar işleyen kavurucu’ azabdan korudu.” (Tur Suresi / 27)

Ki Cennetü’l-Me’va onun yanındadır. (Necm Suresi / 15)

Rabbin makamından korkan kimse için ise iki cennet vardır. (Rahman Suresi / 46)

Çeşit çeşit ‘inceliklere ve güzelliklere’ (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler. (Rahman Suresi / 48)

İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır. (Rahman Suresi / 50)

İkisinde de her meyveden iki çift vardır. (Rahman Suresi / 52)

Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (ordakilere) yakın (kolay)dır. (Rahman Suresi / 54)

Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. (Rahman Suresi / 56)

Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler. (Rahman Suresi / 58)

İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır? (Rahman Suresi / 60)

Bu-ikisinin ötesinde iki cennet daha var. (Rahman Suresi / 62)

Alabildiğine yemyeşildirler. (Rahman Suresi / 64)

İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır. (Rahman Suresi / 66)
İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi / 68)

Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır. (Rahman Suresi / 70)

Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar. (Rahman Suresi / 72)

Bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. (Rahman Suresi / 74)

Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere yaslanırlar. (Rahman Suresi / 76)

Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. (Vakıa Suresi / 10)

İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. (Vakıa Suresi / 11)

Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde; (Vakıa Suresi / 12)

Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, (Vakıa Suresi / 13)

Birazı da sonrakilerden. (Vakıa Suresi / 14)

‘Özenle işlenmiş mücevher’ tahtlar üzerindedirler. (Vakıa Suresi / 15)

Karşılıklı yaslanmışlardır. (Vakıa Suresi / 16)

Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;
(Vakıa Suresi / 17)
Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler, (Vakıa Suresi / 18)

Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir. (Vakıa Suresi / 19)

Arzulayıp-seçecekleri meyveler, (Vakıa Suresi / 20)

Canlarının çektiği kuş eti. (Vakıa Suresi / 21)

Ve iri gözlü huriler, (Vakıa Suresi / 22)

Sanki saklı inciler gibi; (Vakıa Suresi / 23)

Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur); (Vakıa Suresi / 24)

Orada, ne ‘saçma ve boş bir söz’ işitirler, ne günaha sokma. (Vakıa Suresi / 25)

Yalnızca bir söz (işitirler:) “Selam, selam.” (Vakıa Suresi / 26)

“Ashab-ı Yemin”, ne (kutludur o) “Ashab-ı Yemin.” (Vakıa Suresi / 27)

Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), (Vakıa Suresi / 28)

Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları, (Vakıa Suresi / 29)

Yayılıp-uzanmış gölgeler, (Vakıa Suresi / 30)

Durmaksızın akan su(lar); (Vakıa Suresi / 31)

Ve (daha) birçok meyveler arasında, (Vakıa Suresi / 32)

Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler). (Vakıa Suresi / 33)

Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler). (Vakıa Suresi / 34)

Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık. (Vakıa Suresi / 35)

Onları hep bakireler olarak kıldık, (Vakıa Suresi / 36)

Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt, (Vakıa Suresi / 37)

“Ashab-ı Yemin” olanlar için. (Vakıa Suresi / 38)

(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, (Vakıa Suresi / 39)

Birçoğu da sonrakilerdendir. (Vakıa Suresi / 40)

Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise, (Vakıa Suresi / 88)

Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur). (Vakıa Suresi / 89)

Ve eğer “Ashab-ı Yemin”den ise, (Vakıa Suresi / 90)

Artık, “Ashab-ı Yemin”den selam sana. (Vakıa Suresi / 91)

O gün, mü’min erkekler ile mü’min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. “Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir.” İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Hadid Suresi / 12)

Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiç bir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah’a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah’ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi / 22)

Ateş halkı ile cennet halkı bir olmaz. Cennet halkı ‘umduklarına kavuşup mutluluk içinde olanlardır.’ (Haşr Suresi / 20)

O da sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirir. İşte ‘büyük mutluluk ve kurtuluş’ budur. (Saff Suresi / 12)

Sizi toplanma günü için bir arada toplayacağı gün; işte bu aldanma (teğabün) günüdür. Kim Allah’a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örter ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük ‘mutluluk ve kurtuluş (fevz)’ budur. (Tegabün Suresi / 9)

İman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için Allah’ın apaçık ayetlerini size okuyan bir elçi de (gönderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir. (Talak Suresi / 11)

Allah, iman edenlere de Firavun’un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: “Rabbim bana kendi Katında, cennette bir ev yap; beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.” (Tahrim Suresi / 11)

Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmektedirler. (Mutaffifin Suresi / 23)

Onları gördükleri zaman ise: “Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır” derlerdi. (Mutaffifin Suresi / 32)

Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Büruc Suresi / 11)

O gün, öyle yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde)dirler. (Gaşiye Suresi / 8)

Harcadığı-çabadan dolayı hoşnuttur. (Gaşiye Suresi / 9)

Yüksek bir cennettedir. (Gaşiye Suresi / 10)

Orda anlamsız bir söz işitmez. (Gaşiye Suresi / 11)

Orda ‘durmaksızın akan’ bir kaynak vardır. (Gaşiye Suresi / 12)

Orda ‘yükseklerde kurulmuş, tahtlar da vardır; (Gaşiye Suresi / 13)

Konulmuş (içecek dolu) kaplar, (Gaşiye Suresi / 14)

Dizi dizi yastıklar, (Gaşiye Suresi / 15)

Ve serilmiş yaygılar. (Gaşiye Suresi / 16)

Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, (Fecr Suresi / 27)

Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. (Fecr Suresi / 28)

Artık kullarımın arasına gir. (Fecr Suresi / 29)

Cennetime gir. (Fecr Suresi / 30)

İman edip salih amellerde bulunanlar ise; işte onlar da, yaratılmışların en hayırlılarıdır. (Beyyine Suresi / 7)

Rableri Katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O’ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden ‘içi titreyerek korku duyan kimse’ içindir. (Beyyine Suresi / 8 )

 

Etiketler: ,